|
|

Asr Sûresi
Bismillahirrahmanirrahim
1,2.Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir.
3.Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir). |
وَلْتَكُن مِّنكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُون
بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَأُوْلَـئِكَ هُم ُالْمُفْلِحُونَ
“Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.”
إِنَّ اللّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالإِحْسَانِ وَإِيتَاء ذِي
الْقُرْبَى وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”
وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْض
ٍيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَيُقِيمُون َالصَّلاَةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَيُطِيعُونَ اللّهَ وَرَسُولَه ُأُوْلَـئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ اللّهُ إِنَّ اللّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
Konu ile ilgili faydalanılabilecek diğer ayetler ise şunlardır: Bakara, 2/195, 216, Al-i imran, 3/ 113-114, 180 Tevbe, 9/ 112, Nahl, 16/128, Kehf, 18/30, Ankebut, 29/69, Sâffât, 37/78-80, Yunus, 10/11, 28.
V. Konu İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Hadisler
عن طارق بن شهاب قالَ أبو سعيد الخدرى رَضِىَ اللّهُ عنهُ سمعتُ رسُولَ اللّهِ # يقُولُ: مَنْ رأى مِنْكُمْ مُنْكراً فلْيُغيرْهُ بيدِه، فإن لم يستطعْ فبلسانهِ، فإن لم يستطعْ فبقَلْبِهِ، وذلك أضْعَفُ ا
لايمانِ .
"Sizden kim (sünnetimize uymayan) bir münker görürse (seyirci kalmayıp) onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse lisanıyla düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Bu kadarı imanın en zayıf mertebesidir."
وعن قيس بن أبى حازم قال: قال أبو بكر رضى اللّهُ عنه، بعد أن حمِدَ اللّهَ تعالى وأثْنَى عليهِ: يا أيّها النّاسُ إنّكمْ تقرؤنَ هذه الايةَ وتَضُعونَهَا على غيرِ مَوضِعِها يَا أيها الَّذينَ آمنُوا عَليكُمْ أنفُسَكُمْ يَضُرُّكُمْ مَنْ ضَلَّ إذا اهْتَدَيْتُمْ وَإنّا سمِعْنَا رَسُولَ اللّهِ # يَقُول: إنّ النّاسَ إذا رَأَوُا الظالمَ فَلمْ
يأخُذُوا عَلى يدِهِ أوشَكَ أنْ يَعمّهُمُ اللّهُ تعالى بِعقَابٍ، وإنّى سمِعْتُ رَسُولَ اللّهِ # يقول: مَا مِنْ قَوْمٍ يُعْمَلُ فِيهِمْ بِالمَعاصِى ثمّ يَقدِرُونَ عَلى أن يُغيرُوا فلم يُغيرُوا إّ
لا يوشَكُ أن يَعمّهم اللّهُ بِعقابٍ. أخرجهما أبو داود والترمذى. ومعنى »يوشكُ« يقرُبُ ويُسرعُ .
“Kays İbnu Ebî Hâzım anlatıyor: "Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh) Cenâb-ı Hakk'a hamd ve senadan sonra buyurdu ki: "Ey insanlar! Sizler şu âyeti okuyor ve fakat yanlış anlıyorsunuz: "Ey iman edenler, siz kendinize bakın. Doğru yolda iseniz sapıtan kimse size zarar veremez" (Maide: 5/105). Biz Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in: "İnsanlar, zâlimi görüp elinden tutmazlarsa, Allah'ın, hepsine ulaşacak umumî bir belâ göndermesi yakındır" dediğini işittik." Keza ben, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın: "İçlerinde kötülükler işlenen bir cemiyet, bu kötülükleri bertaraf edecek güçte olduğu halde, seyirci kalır, müdâhale etmezse, Allah'ın hepsini saran umumî bir belâ göndermesi yakındır" dediğini işittim.”
وعن أبى سعيدٍ رَضِىَ اللّهُ عنهُ قال: قالَ رَسُولُ اللّهِ #: إنَّ منْ أعظمِ الْجهَادِ كلمةَ عدلٍ عندَ سُلطانٍ جائرٍ. أخرجه أبو داود والترمذى .
“Ebu Saîd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Zâlim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır”.
عن حذيفة رَضِىَ اللّهُ عنهُ قال: قالَ رَسُولُ اللّهِ #: وَالَّذِى بِيَدِهِ لَتأمُرُنَّ بِالْمَعْرُوفِ وَلَتَنْهَوُنَّ عن المنكرِ أو ليوشِكنّ اللّهُ أن يبعثَ عليكم عقاباً منه ثم تدْعونهُ ف
لا يستجابُ لكمْ[. أخرجه الترمذى .
Huzeyfe (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Nefsimi kudret elinde tutan Zat'a kasem olsun, ya ma'rufu emreder ve münkerden de yasaklarsınız veya Allah'ın katından umumî bir belâ göndermesi yakındır. O zaman yalvar yakar olursunuz da duanız kabul edilmez."
عن ابن مسعود رَضِىَ اللّهُ عنهُ قال: قالَ رَسُولُ اللّهِ #:إنّكم منْصُورونَ وَمصيبُونَ ومفتوحٌ لكمْ: فمنْ أدرََكَ ذلك منكمْ فليتقِ اللّهَ تعالى وليأمرْ بالمعروفِ ولْينهَ عن المنكرِ،ومن كذَبَ علىّ متَعمداً فليتبوأ مقعَدَهُ منَ النّارِ.
İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sizler yardım görecek, ganimetler elde edecek ve birçok memleketleri fethedeceksiniz. Sizden kim bu vakte ererse, Allah'tan çekinsin, ma'rufu emredip, münkerden de nehyetsin. Kim de bile bile bana yalan nisbet ederse, ateşteki yerini hazırlasın."
Asr süresinin mealini defalarca okuduğumda sûrenin isminden de anlaşılacağı gibi çağ,uzun zaman dilimi olan ASR gerçekten her dönem insanlığın ziyanda olduğuna işaret etmiş ve devamında insanların toplumda fert fert birbirine iyiliği emreden kötülükten meneden M.Akîf'in deyimiyle "
Emri bil ma'ruf nehyi anil münkerdir gezen meydanda bak,en büyük ahlakımız yahut görüp aldırmamak." bir öğüt niteliği taşımaktadır.
Tüm bunlar "Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın." gibi bencil bir yaşamı tercih edemeyeceğimizi insanların birbirine yardımcı olmasıyla(iyiliği emreden kötülükten men eden) kurtuluşa erebileceği işaret etmektedir.
Etrafımıza bir bakalım,davranışı yada sözleri hoşumuza gitmeyen kaç kişiyi adabınca uyardık iyiliği anlatıp kötülükten men ettik.Allah(c.c) nasıl olurda bunları yapmazken bize vekil olsun.Bir kere birey-birey ilişkilerinde bile bu böyle güvenmediğiniz kaypak bir arkadaşınıza kefil olur musunuz.O halde yaratıcıdan bunu beklememizde pek samimi olmaz sanırım...
Hepimiz için ziyanda olmayan günler ümid ediyorum.
Birbirimizden sorumlu olduğumuzu unutmamalıyız.
Fikir kırıntılarını paylaşmaktır meramım...
Bayram Üstündağ
Al-i İmran, 3/104
Nahl, 16/90
Tevbe, 9/71
Ebû Dâvud, Sünen, Melahim, 31/ 17, (IV, 508- 515)
Ebu Davud, Sünen, Melahim, 31/17, (IV, 510), Tirmizi, Sünen, Fiten, 34/9 (IV, 469)
Ebu Davud, Sünen, Melahim, 31/17 (IV, 514)
Tirmizi, Sünen, Fiten, 34/9 (IV, 468)
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Mustafa KILIÇ tarafından hazırlanan kaynaktan istifade edilmiştir.