16 03 2007

ÇANAKKALE SAVAŞI’NDA YİTİRİLEN BEŞERİ SERMAYE

ÇANAKKALE SAVAŞI’NDA YİTİRİLEN BEŞERİ SERMAYE   İbrahim Güran Yumuşak·

 

Giriş

Savaşlar pek çok açıdan ekonomik ve sosyal kayıplara neden olmaktadır. Bu kayıplar savaşan ülkelerin yalnızca cari dönemini değil gelecek dönemlerini de derinden etkilemektedir. Özellikle savaşta yitirilen insanların dolaysız ve dolaylı olarak yol açacağı kayıpları tespit etmek ve ölçmek pek mümkün değildir.  Bu açıdan savaşın kayıpları ölçülebilen etkileri ile sınırlı olmaktadır.

Bir ülkenin iktisadi gelişiminde en önemli faktörlerden biri beşeri sermayedir. Beşeri sermaye, işgücünün sahip olduğu eğitim ve beceri düzeyi olarak kabul edilmekle birlikte bu kavramın geniş tanımı içerisine nüfusun miktarı, yaş dağılımı gibi özellikler de girmektedir.

Çanakkale Savaşı, Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nda en çok kayba uğradığı cephe olmuştur. Çalışma, Çanakkale Savaşı sırasında yitirilen insanlarımızın sayısı ve eğitim düzeylerini belirlemeye ve bunu dönemin nüfus özellikleriyle karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Böylelikle, Çanakkale Savaşı’nda yitirilenlerin, dönemin beşeri sermaye potansiyelini ne ölçüde etkilediği ve Türkiye Cumhuriyeti’ne nasıl bir beşeri sermaye mirası bırakıldığı anlaşılabilecektir.

Çalışmanın ilk bölümünde Osmanlı Devleti’nin son dönemindeki beşeri sernaye yapısı incelenmiş, ikinci bölümünde ise Çanakkale Savaşı’nda yitirdiğimiz insanların sayısı, yaşı ve eğitim düzeylerine ilişkin bilgiler çerçevesinde bir analiz yapılmıştır.

       I.      Savaş Öncesi Dönemde Osmanlı Devleti’nin Beşeri Sermaye Yapısı

Bir ülkenin iktisadi gelişiminde en önemli faktörlerden biri nitelikli işgücü olarak tanımlanan beşeri sermayedir. Beşeri sermayenin dar tanımı, işgücünün sahip olduğu eğitim, sağlık ve beceri düzeyi olarak yapılmakla birlikte geniş tanımı içerisine nüfusun miktarı, yaş dağılımı gibi özellikler de girmektedir. Beşeri sermaye faktörü, iktisadi gelişme için gerekli diğer faktörlerin de verimliliğini artırdığından özel bir yere sahiptir. Bu nedenle, bir ülkenin nüfusunun niteliği ve niceliğine ilişkin durumu bir çok açıdan olduğu gibi iktisadi açıdan da büyük önem arzetmektedir.

Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı öncesinde toplam nüfusunun 30 milyon civarında olduğu tahmin edilmekle birlikte Anadolu Türkiye’sinin nüfusu ise 12 milyonun altındadır[1]. Nitekim Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan nüfus sayımında Türkiye nüfusu 12.4 milyon olarak tespit edilmiştir. Bu iki veriden hareketle nüfus artış hızının oldukça düşük olduğu ifade edilebilir. Özellikle genç yaştaki erkeklerin uzun süre askerlik hizmeti altında olmaları, olumsuz sağlık koşulları ve savaş kayıpları nedeniyle nüfus artışı çok düşük seviyede gerçekleşmiştir. Aynı zamanda bu olumsuz koşullar, nüfusun yaş ve cinsiyet dağılımını kadınlar ve gençler aleyhine etkilemiştir.

Osmanlı Devleti’nde nüfusun eğitim düzeyi hakkındaki bilgiler, oldukça düşük olduğu yönündedir. Okuma yazma bilenlerin sayısı % 10’un altındadır. 1897 yılı istatistiklerine göre Osmanlı Devleti sınırları içerisinde 28 614 ilkokul, 412 ortaokul ve yalnızca 55 lise mevcuttur. Bu okullarda okuyan öğrencilerin sayısı ise sırasıyla 85 4921, 31 469 ve 5 419’dur. İlkokul’da cinsiyet oranı (Kız/Erkek) 0,40 iken bu oran ortaokulda 0,15’e düşmektedir.

 

Kaynak: DİE, Osmanlı Devletinin İlk İstatistik Yıllığı 1897, 1997, s.108-110’dan derlenmiştir

Osmanlı Devleti’nin savaş öncesi dönemde mevcut okullarının önemli bir bölümü Anadolu topraklarında yer almaktadır. Nitekim toplam okul ve öğrenci sayısının % 80’ninden biraz fazlası Türkiye sınırları içerisinde bulunmaktadır.

1927 yapılan nüfus sayımında Türkiye’deki yetişkin nüfusunun (7 yaş ve üzeri) ancak % 10.5’i okuma yazma bildiği tespit edilmiştir. Erkeklerin % 17.4’ü ve kadınlarda % 4.6’sı okuma yazma bilmektedir[2]. Nüfusun eğitim düzeyleri dikkate  durumun pek içacıcı olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak, nüfusun önemli bir bölümünün tarım sektöründe istihdam edildiği ve aynı zamanda kırsal kesimde yaşadığı bir ortamda eğitim düzeylerinin düşüklüğü normal karşılanabilir. Zira üretim toprağa dayalı olarak yapılmakta ve eğitimin ekonomik getirisi buna bağlı olarak sınırlı olmaktadır.

    II.      Çanakkale Savaşları’nda Yitirilen Beşeri Sermaye

Çanakkale Savaşı’nda ve sonrasında yitirdiğimiz insanların sayısı konusunda farklı rakamlar verilmektedir. Özellikle şehitlerin sayısı konusunda birbirine yakın ama daha ziyade tanım farklılıklarından kaynaklan değişik rakamlar yer almaktadır. Bu rakamlar 150 000 ile 300 000 arasındadır. Ancak belli bir kayda alınmadan gönüllü olarak Çanakkale Savaşı’na katılanların sayısı konusunda ise herhangi bir bilgi yer yoktur. Dolayısıyla çalışmada şehitlerin sayısı konusunda yapılacak değerlendirmeler resmi kayıtlar üzerinden yapılacaktır.

Çanakkale Savaşı’nda şehit olanların sayısı konusundaki farklılıkların bir bölümü şehit tanımı konusundan kaynaklanmaktadır. Askeri kaynaklarda yalnızca cephede ölenler şehit olarak kabul edilmekte, sonrasında ölenler ise şehit kabul edilmemektedir. Ancak cephede veya cephe dışında ölmüş olsun savaş nedeniyle ortaya çıkmış olan tüm kayıplar yitirilmiş beşeri sermaye tanımı içerisine girmektedir. Dolayısıyla bu konudaki tartışmalar bu çalışmanın konusu dışındadır.

Erikson’un Osmanlı kaynaklarından derleyerek verdiği rakamlarda, muharebede şehit olanların sayısı 56 643’tür. Muharebede sakat kalan ve kaybolanların sayıları ise sırasıyla 97 007 ve 11 178’dir. Dolayısıyla şehit, sakat ve kayıpların toplamı 165 000 civarında olmaktadır.

 

 

I. Dünya Savaşı boyunca muharebelerde şehit olanlar 175 220 olarak tahmin edilmiş, hastalanarak ve yaralanarak şehit olanlar ile kaybolanların sayıları da ilave edildiğinde bu rakam 771 844’e ulaşmıştır. Muharebelerde sakat kalacak şekilde yaralanlar da bu sayıya eklendiğinde 900 000’e yaklaşan bir rakama ulaşılmaktadır. I. Dünya Savaşı’da şehit olan ve sakat kalanların toplam sayısı dikkate alındında en fazla kaybın Çanakkale Savaşı’nda verildiği anlaşılmaktadır.

Moorehad’ın Gelibolu adlı eserinde Çanakkale Savaşı’nda Türk tarafının toplam zayiatı 251 309 olarak verilmektedir. Bu sayısın % 20’den biraz fazlası cephede şehit olanlardan, kalanı ise kayıp, hastalıktan ölen, yaralı ve hastalanıp geri gönderilenlerden oluşmaktadır.

Çanakkale Boğaz Komutanlığı tarafından yayınlanan ve resmi bilgi ve belgelere göre düzenlenen tabloda da cephede şehit olanların sayısı, 589’u subay olmak üzere 57 000 civarındadır. Şehit, yaralı, kayıp ve esir olarak yitirilen subaylarımızın toplam sayısı ise 1 633’dür. Düzeltilmiş rakamlarla Çanakkale Savaşı’nda cephede şehit olan, yaralarak veya hastalanarak ölen, kayıp/esir ve hava değişimi ile hastanelere gönderilenlerin toplamı yaklaşık 200 000 civarındadır. Dolayısıyla Çanakkale Savaşı’nda yitirdiklerimizin sayısının bunun altında olması pek muhtemel değildir.

353
0
0
Yorum Yaz